Yarın iyi olacak

Küçücükken bizden büyükler iki kulağımızdan tutar havaya kaldırırlardı. Konu da şuydu ; ‘’Sana denizi göstereceğim.’’ Denizi görmeyen biri olarak denizi görmek bize mutluluk vereceğinden kulağımızın acısına rağmen denizi görmek uğruna adamın kulağımızdan kaldırmasına razı olurduk.  Oysa kaldırdığı yerden ne deniz görülürdü ne de oralarda deniz vardı. Adam devamlı sorardı ,’’ “Gördün mü , gördün mü ?.’’ Kulağı kopmak üzere olan biz ise acısına dayanamayıp, ‘’ Gördük gördük.’’ Derdik.

Şimdilerde belli bir yaş yaşayan ben, Türkiye’de her türlü acıya dayanarak yarınların güzel olacağına 50 yıl önceki geçmişten bu tarafa devamlı inandım. Her gelen “Yarınlar iyi olacak.* dedi. Biz ise acılara dayanan bir millet olarak bazen bunları türkülere döktük. Mesela :

’’ Ne ağlarsın benim zülfü siyahım.

Bu da gelir,bu da geçer ağlama.’’

Dedik.  Karacaoğlan’ın ,

‘’Naçar Karacaoğlan Naçar,

Pençe vurur göğsün acar

Kara gündür gelir, geçer

Gamlanma gönül, gamlanma.’’ Türküsünü devamlı söyledik. Oysa ne kara günler geçti, ne yarınlarda ak günler geldi ne çağ atladık ne de gelecek iyi oldu.

Bugün geldiğimiz noktada Türkiye’de yaşayan 80 milyon nüfusun 20 milyonu Türkiye’de dolaşan paranın yüzde 60’ını yiyor. Geriye kalan yüzde 80’lik ise , yüzde 40 bütçeyi bölüşüyor. Zengin her gün zengin olurken, fakir her gün fakirleşiyor. Dün yokluk sınırında olan nüfusun hepsi bugün açlık sınırında. İşsizlik ona keza. Fiyat artışları süratle uçarken işçinin sendikası Tür-İŞ daha devlet zammını söylemeden bile küçücük rakamlara razı olacağını belirtiyor. Devlet memur zammını açıklarken, bunu kabul etmeyen sendikalar anlaşmayı, uzlaşma kurullarına götürüyor sonuçta da uzlaşma kurullarından devletin verdiği zamdan az zam çıkıyor.

Devletimize kızmıyoruz. Çünkü Kanuninin dediği şu söz hiç aklımızdan çıkmıyor;

‘’Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi

Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.’’

Tarihte 16 büyük Türk Devleti kurmuş olan bu millet asla ihanet etmez. Onun terörle, dış düşmanla mücadelesinde yanında yer alır. Allah devlete zeval vermesin diyen bu milleti rahat bir yaşama götürmek de devleti idare eden yetkililerimizdir. Gelin Türkiye Cumhuriyeti sınırları içindeki vatandaşlarımızı alnını dik, karnını tok yapalım. Yarınlara olan ümidini yıkmayalım.

50 yıl öncesindeki gibi Konya Ovası  buğday başakları ile sararsın köylünün ambarı buğdayla dolsun. Bunun için hangi tedbirler alınacaksa alınsın. 50 yıl öncesindeki gibi Çukurova pamuk kozalarıyla dolsun. Bunun için hangi tedbirler alınacaksa alınsın. Türkiye tütünü işlensin , Bitlis, Samsun, Maltepe,Harman, Yenice, köylü sigaraları geri gelsin. Artık sokaklarda kaçak sigara devri bitsin. 50 yıl öncesindeki gibi tarlalarımız şeker pancarı ile dolsun. Merdiven altında her Türk ailesi içki yapmayı öğrendi. Bu devlet bunu görüyor ve insanların değişik yönlere gitmesini önlemeli diyorum. Paramızın bir lirasını bir dolara, bir euroya eşit olduğu günleri geri getirmek işte yarınların mutluluğudur.

Bugün Türkiye’de herkes  yaptığı siyasetin ekonomik düzenini hep Kapitalizm üzerinden yürütüyor. Artık  Kapitalizmi dışlayan yerine yeni bir sistem Türk Milletine uygun Türkiye Cumhuriyetine uygun bu milleti kalkındıracak bir sistem getirmenin yoluna bakılmalı. Herkes iş gücü sahibi olarak  yaşadığı vatanın gelirine katkı yapabileceği bir ülkede insanları yönlendirmenin de bir yönetim görevi olacağını düşünerek yine yarınlardan ümidini kesmeden yarınların iyi olmasını bekliyorum. ‘’Tünelin ışığı göründü’’ laflarını çok duyduk ve aldandık. Birisi iyiye gidiyoruz demesin,bakın artık iyi olduk desin.

https://twitter.com/SilifkeGazetesi
Share

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir