Eli yüzü kömür karası,
Bir çukurda, bir mağarada
Kazanır üç beş kuruş ekmek parası.
Bitmez acıları,
Bitmez yürek yarası.
Yoktur ne firesi, ne de darası,
Eli yüzü kömür karası.
Birçok kişi bir arada çalışır.
Gelince ölüm, olur bahtı karası.
Onlar bu toplumun acı yarası.
Bazen deriz grizu, bazen de göçük;
Dinlemez ne büyük, ne küçük.
Eli yüzü kömür karası.
Bırakıp giderken bizi,
Duyulmaz hiçbir zaman narası.
— Lütfi Uğur
4 Aralık, tüm dünyada Madenciler Günü olarak anılmaktadır. Ancak bu, diğer günler gibi kutlanabilecek ya da sevinçle anılabilecek bir gün değildir. Geriye dönüp baktığımızda, adını buradan sayamayacağımız kadar çok maden kazasında, yine sayılarını ancak listelerden bulabileceğimiz kadar madencimizi kaybettik.
Bunlardan biri, hemen yakınımızdaki Ermenek’te, annesinin “Oğlum yüzme de bilmezdi.” dediği bir madenciydi. Hepsi unutuldu, gitti. Babasının ayağında, tıpkı oğlunun kömür karası gibi kara çizme; Ermenek pabucu… Kendisine gelen ayakkabı hediyelerini kabul etmeyecek kadar gururluydu.
Bütün madencileri düşünerek, yaşamını yitiren madencileri anıyorum. Ancak kapitalist sistemin para kazanma ve ucuz işçi çalıştırma hırsı hiç bitmez. İş insanları ve devletimiz maden ocaklarına bu açıdan bakmaya devam ederse, kayıplarımız da bitmez.
“Fakire bir sadaka” der gibi dağıtılan kömürler de işin cabası. Altta kömürle birlikte yok olan insanlarımız, üstte kömürden zehir soluyan bizler… Bu hayat hep böyle devam eder. Madenciler Günü kutlu olsun demiyorum; tüm acıları paylaşıyorum.
İliç’te maden ocağının toprak yığınlarının kaymasıyla yaşamını yitirenleri, Çayırova’da özelleştirme nedeniyle işlerini kaybetme riskiyle direnen madencilerin mücadelesini anıyorum. Bu direniş sonucunda işçiler özelleştirmeyi birkaç ay geciktirmeyi başardılar. Her ne olursa olsun, ekmek kapılarını kaybetmek istemeyen işçilere yürekten destek veriyorum. Umarım yetkililer, madencilerimizi sokağa atmayacak bir karar alırlar.
Engelliler Günü
Yarın, 3 Aralık Engelliler Günü. Ancak ben, “engelli” kelimesine bir türlü alışamadım. 5-10 yıl önce “özürlü” derdik, şimdi “engelli” diyoruz.
Hep hatırımda: 1999 yılında seçildikten hemen sonra, dönemin Belediye Başkanı Bayram Ali Öngel’in ilk hizmeti Göksu Mahallesi’nde, ırmak kenarında özürlülere bir yer tahsis etmek olmuştu. O dönemin Özürlüler Derneği, şimdi ise Engelliler Derneği adıyla anılan bu kuruluş, törenle açılmıştı. Hâlâ aynı yerinde bulunan Silifke Engelliler Derneği, bölgede sosyal faaliyet yürütebilen önemli bir sivil toplum kuruluşudur.
Başta Engelliler Derneği Başkanı Nurettin Ateş olmak üzere, tüm engelli bireylerin geçmiş gününü kutluyor ve başarılarının devamını diliyorum.
Toplumun bilgi dağarcığına yerleşen engellilerle ilgili bazı ifadeler üzerine düşünmek gerekiyor. “Özürlü” ve “engelli” kavramlarının değişimi, edebiyatımızı da etkiledi. Topal, kör, sağır gibi kelimelerle ilgili deyim ve atasözleri, edebi dağarcıktan silinerek yok oluyor. Tıpkı köylerin mahalle olması gibi…
5 Aralık Kadın Hakları Günü
5 Aralık ise ayrı bir öneme sahip. Allah’ın analık görevini verdiği, eşine yoldaşlık ettiği, cenneti ayaklarının altına koyduğu kadına, seçme ve seçilme hakkını veren Mustafa Kemal Atatürk’ü nasıl sevmeyiz?
Kadınlar, size değer vermek ve vatanı sevmek ne güzel.